29 Mart 2010 Pazartesi

Ayna Karşısında Konuşmalar...


Selam benim şişman dostum. Biliyorum neler hissettiği bu güne kadar. Biliyorum çünkü ben de normal gibi görünmeye çalışan ama ne yazık ki beceremeyen insanlardanım. Normal insanlar normal görünür. Bizlerde normal görünürüz ama biraz çaba sarf etmemiz gerekir bunun için. Bizler seçme şansı olsa deli olmayı en içten duygularla isteyecek ama haklı egomuz içinde boğulurken bunu kendimize yapamayacak varlıklarız.

Çok mu zekiyiz veya tam anlamıyla bir aptal mı inan bunu ben de bilmiyorum ama her şeyin farkında olduğumuzu biliyorum. Hayatta ki belki en acılı değil ama en zor hastalık farkındalıktır. Unutma, bundan hayatının sonuna kadar kurtulamıyacaksın.

Üzülerek söylemeliyim kaybetmeyi çok genç yaşında öğreneceksin. Çok acı çekeceksin, o kadar acı çekeceksin ki artık vicdanın, kalbin nasır tutacak. İnsanların yüzleşmekten korktuğu olaylar karşısında sakinliğini hiç bozmayacak, korkmayacaksın. Ağlayacaksın elbet. Hem de hıçkıra hıçkara ama kimselere göstermiyeceksin bu yüzünü. Unutma, insanlar sadece kendinden güçsüz gördükleri varlıklara saldırabilirler.

Hayat garip, bunu sen de biliyorsun. İnsanlar kendi mutluluğu için başkalarının mutsuzluğunu seçiyorlar. Oysa ki benim hayattan öğrendiğim ve tam anlamıyla emin oldugum tek şey çevrendeki insanlar mutluysa, sen de mutlusun. Sevdiğin insanları mutlu et. Ama onlara asla çok yakından bakma. Çünkü görüceksin her şeyi. Eğer her insana, her olaya çok yakından bakarsan, en sonunda yalnız, çekilmez bir adam olarak ölürsün.

Biliyorum sen de susuyorsun. Sustuğun için insanlar senin farkına varamıyorlar. Eğer insanlar senin göründüğünden, olduğundan fazlasını istiyorlarsa, o insanlardan vazgeçeceksin. O insanları bir daha sakın düşünme. Biliyorum bunu yapamıyacaksın ama eğer başarabilirsen bir miktar acın dinecek, bana güven. Gördüğün her şeyden hoşlanmayacaksın. İnceleme ama dikkatli ol. Özellikle kadınlara karşı. Hayatta belki en büyük hayal kırıklıkların onlar olacak.

Hayat dediğin olgu, aslında seneler, aylar, haftalar değil. 24 saat içinde olup bitenler. Her akşam sözde sana umut veren güneş battığında ve ortam sen, ben gibi istemeden de olsa karanlıkta yaşayanlara kaldıgında, yine sözde umutlar için uyumaya çalışacaksın. Biliyorum kolay olmayacak bilinçi kapamak 8 saat için. Her gece, uyumadan hemen önce doğal yollarla ölümünün ne zaman gerçekleşeceğini düşüneceksin. Çünkü sen kaybetmeyi kendine yedirememiyeceksin. İnançın kuvvetli olmasa bile bilirim her gece -eğer varsa tanrı denen varlığa- soracaksın ne zaman benim sıram gelecek diye ve de yaşamanın ölümden daha büyük bir ızdırap oldugunu bile bile gözlerini yeniden güneşi görmek için kapayacaksın.